ABD istihbaratının başındaki isim James R. Clapper, İran'ın ABD'de terör saldırıları yapacağını iddia etti.
ABD istihbaratının şefi James Clapper, İran'ın ABD topraklarında terör saldırılarına hazırlandığını iddia etti. Clapper'ın ABD kamuoyunu İran saldırısına hazırlamayı amaçlayan açıklamaları, ABD istihbaratı kendi topraklarında "sahte bayrak" operasyonları mı yapacak sorusunu gündeme getirdi.
CIA ve FBI dahil 16 istihbarat örgütünün bağlı olduğu, ABD istihbaratının en üst düzey yetkilisi, İran'ın ABD topraklarında terör saldırılarında bulunabileceğini iddia etti.
ABD ana akım medyada hemen manşetlere taşınan Ulusal İstihbarat Bürosu Başkanı James Clapper'ın bu açıklaması, ABD Senatosu İstihbarat Komitesi'nin geçtiğimiz gün düzenlenen basına açık oturumunda gerçekleşti. Clapper tarafından komiteye sunulan yıllık Küresel Tehdit Değerlendirmesi raporunda, "iç ve dış politikaları ABD'yi etkileyebilecek ülkeler ve terör tehditleri" ele alınırken, İran, ABD'ye yönelik en ciddi tehdit olarak gösterildi.
James Clapper, özetle, Usame bin Ladin'in Pakistan'da öldürülmesi sonrasında girilen sürecin, El Kaide'nin ABD topraklarına yönelik olası saldırılar açısından geriye çekici bir etkide bulunduğunu, "anavatan"a yönelik asıl tehdidin ise artık İran'dan beklenmesi gerektiğini söyledi. Clapper, İran'ın ABD'nin kendisine karşı yürüttüğü siyasete misilleme olarak saldırılar düzenlemeye eğilim gösterdiğini, Ali Hamaney gibi ılımlı İranlı liderlerin dahi bu görüşü paylaşabileceğini ileri sürdü.
"Sahte bayrak operasyonları"nın eli kulağında mı?
Toplantıdaki açıklamalardan ve rapordan çıkan sonuç, ABD istihbaratının en üst düzey yetkilisi James Clapper'ın, kamuoyunu ABD'nin İran saldırısına hazırlaması, bunun yolunun da ABD'lilerin güvenlik algısını yerle bir edecek "sahte bayrak" olaylarından geçirilmeye çalışıldığı...
İstihbarat jargonunda önemli bir yere sahip "sahte bayrak (false flag) operasyonu", kamuoyunu yanıltmak için tasarlanmış, arkasında başka güçlerin olduğu terör olaylarının yine o güçler tarafından başkalarına mal edilmesi demek. Askeri bir kavramdan türetilen, fakat sadece savaşlarda değil, "barış" dönemlerinde de kullanılan, günümüzde ise istihbarat birimleri tarafından sıklıkla başvurulan bir yöntem. 2001 yılının 11 Eylül'ünde New York'ta düzenlenen İkiz Kuleler saldırısına ilişkin değerlendirmelerin önemli bir bölümü, bu saldırının bir sahte bayrak operasyonu olduğu, El Kaide tarafından düzenlendiği söylenen saldırının arkasında bizzat ABD yönetiminin olduğu yönündeydi. 11 Eylül saldırısı, uluslararası diğer faydaların yanı sıra "anavatan"da da işleri yoluna koymayı sağlamış, daha önce varolan bir dizi istihbarat örgütüne ek olarak, Özel Operasyonlar Komutanlığı, Stratejik Plan Bürosu, Karşı-İstihbarat Sahra Etkinliği, Ulusal Keşif Bürosu, Ulusal Jeo-Uzay İstihbarat Ajansı gibi yeni istihbarat birim ve örgütlerinin kurulmasının önü açılmıştı.
James Clapper'ın hazırladığı rapor, sahte bayrak operasyonlarının şimdi de İran hedefe konarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
İran ilk kez doğrudan ABD'de terör planıyla suçlanmıştı
Ulusal İstihbarat Bürosu Başkanı James Clapper'ın açıklamasında dikkat çeken nokta, İran'ın ABD'de terör eylemlerine girişebileceğine ilişkin kanıt olarak, Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi Adel el Jubeir'e yönelik suikast planını göstermesiydi.
Geçtiğimiz yılın Ekim ayında, New York Federal Mahkemesi, 21 sayfalık bir iddianameyi kamuoyuna sunarak, New York'ta yakalanan bir İran asıllı ABD vatandaşı ile İran Devrim Muhafızları'na bağlı El Kuds mensubu bir kişiyi Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi Adel el Jubeir'e suikast planı yapmakla suçlamıştı. İddialara göre, İran asıllı ABD vatandaşı Mansur Arbabsiar ile El Kuds üyesi Golam Şakuri'nin hazırladığı suikast planına göre, Arbabsiar, "Chevrolet hazır" deyince eylem başlayacak, büyükelçi El Jubeir Washington'da gittiği restoranda havaya uçurulacaktı.
ABD medyasında bile kuşkuyla karşılanan, uygulanmadan çökertilen terör planının detayları, FBI'ın tanımlamasıyla Hollywood filmi gibiydi. FBI Başkanı Robert Mueller, "her ne kadar Hollywood senaryosu gibi dursa da ölü sayısı 150'ye kadar çıkabilirdi" ifadesiyle, ABD vatandaşlarının güvenliği meselesinin altını kalınca çizmeye çalıştı. Obama "İran açıkça uluslararası hukuku çiğnedi" derken, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi de, "ABD, muzır bir senaryo başlatmış. Fakat mutlaka gelecekte özür dileyecekler" demişti.
İran'a saldırı Pentagon ve Beyaz Saray'ın gündeminde
Ulusal İstihbarat Bürosu Başkanı James Clapper'ın yanı sıra, FBI Başkanı Rober Mueller ve CIA Başkanı Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral David Petraeus'un da katıldığı ABD Senatosu İstihbarat Özel Komitesi oturumunda, İsrail dış istihbarat örgütü Mossad'ın başkanı Tamir Pardo'nun üst düzey ABD yetkilileri ile İran hakkında gizli bir görüşme yaptığı da ortaya çıktı.
Komite toplantısında sorulan bir soru üzerine ortaya çıkan görüşmeye CIA Başkanı David Petraeus, Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper ve ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Dianne Feinstein'ın katıldığı, söz konusu gizli toplantıda, Mossad Başkanı'nın üst düzey ABD istihbarat yetkililerine "İran'ın nükleer çalışmalarından duydukları gittikçe artan endişeleri" anlattığı ve İsrail'in İran'ı "varoluşsal bir tehdit" olarak nitelediğini söylediği öğrenildi. Dianne Feinstein, İsrail'in tek taraflı olarak İran'a ağır bombardımanla saldırabileceği mesajını ilettiğini söyledi. Komite toplantısının basına açık olması nedeniyle televizyon kanallarının canlı yayınladığı bu açıklamayla ortaya çıkan gizli görüşme, İsrail'in bugüne kadar hep "iddia" olarak anılan tehditlerinin Beyaz Saray ve Pentagon'un da gündeminde olduğuna işaret etti.
Hani, "ABD artık savaşa girmez"di...
Haber, ABD Senatosu İstihbarat Özel Komitesi'ni ve komitenin "önem"ini gündeme getirince, komitenin yakın geçmişine ve ABD'nin savaşları ile ilişkisine de bir göz atmak farz oluyor.
ABD Senatosu İstihbarat Özel Komitesi'nin Irak Savaşı üzerine yayımladığı 5 Haziran 2008 tarihli raporla birlikte bir başka savaş için kamuoyu desteğini kazanmanın zorlaştığı yönündeki iddialar, "ABD demokrasisi"ne duyulan güvenin bir göstergesi olarak ortalığı kaplamıştı. Raporda, Bush yönetiminin Irak'a yönelik bir savaşın zeminini hazırlamak ve kamuoyu desteğini sağlamak amacıyla istihbarat bilgilerini suiistimal ettiği, abarttığı ve "yanlış olduğunu bildikleri veya tam doğru olmadıklarını bile bile" bazı bilgileri kamuoyuna aktardığı belirtilmekteydi. Özetle, yanlış ve abartılı bilgilerle Irak tehdidinin gereğinden fazla büyütüldüğü ve bu vesileyle bir savaş başlatıldığı belirtiliyordu.
Raporun ardından yapılan iyimser yorumlar, Irak savaşının etkilerinin hâlâ devam ettiği düşünüldüğünde, İran konusunda benzer bir stratejinin izlenmesi ve aynı mekanizmanın yeniden işletilmesi olasılığının mümkün olmadığı iddiasını taşıyordu. ABD öncülüğündeki NATO'nun Libya'ya yönelik saldırısı bu yorumların geçersizliğini gösteren bir örnek oldu.
Oysa, ABD Senatosu İstihbarat Komitesi'nin gündemine ilk olarak Irak işgalinin başladığı 2003 yılının sonunda girse de ancak 5 yıl sonra sonuca bağlanan, açıklandığı dönemde komitenin 8 Demokrat ve 2 Cumhuriyetçi'den oluştuğu bilinen, Obama'nın ABD Başkanı seçildiği 2008 seçimlerinin birkaç ay öncesinde açıklanan raporun asıl amacının, ABD adına günah çıkarmak olmadığını söylemek mümkün. Dolayısıyla, hazırladığı raporla Obama'nın seçilmesinde kritik bir eşiğin geçilmesini sağlayan ABD Senatosu İstihbarat Komitesi'nin, ABD istihbaratının en üst düzey yetkililerinden edindiği bilgilerin ışığında, İran saldırısı sürecinin meşrulaştırılması için çalışıp çalışmayacağı sorusu akla geliyor.
soL
Haber:
ABD İran'a karşı 'sahte bayrak' operasyonu mu planlıyor?
Kaynak:
HaberinDunyasi.Com
Haberle ilgili iletişim için E-Posta Adresimiz:
info@haberindunyasi.com